28 Ekim 2013 Pazartesi

Yalnız mısın? Gel, Sende Gel..

Yalnız Adam

Yine ulaşamadım gökyüzüne; karanlıkta bekliyorum alabildiğince. Yalnız kalanlardan mıyız biz hep? Yoksa yalnız bırakılanlardan mı? Yalnızlığı tanımla deseler onlar sözlük anlamını beklerken hayatı gösterenlerdeniz biz. Acımasızca, direk ve sonunu düşünmeden... Çünkü bir kaygımız yoktur bizim. Zaten anlaşamayız kimseyle.. Belkide bu yüzden yalnızız. Belkide biz onlarsız değilde onlar bizsizdir hiç düşündünüz mü? Olamaz mı yani; onlar kendini kalabalık sanarken aslında biz en güçlüsü olamaz mı?

Hadi bakalım gelelim normale. Ne anlatmak istedim yukarıda bilmiyorum. Neden anlattım onu da bilmiyorum. Ama yalnızım bak bunu çok iyi biliyorum.

Şu an arkamdaki televizyonda "Leyla ve Mecnun" dizisi bittiği için star tv de başlayan "Bende Özledim" dizisinin tekrarı var. Klavye ve ekran önümde yazabilmem için doğal olarak. Sağ tarafımda bir ayna var içimi yansıtmıyor belki ama kendimi görebiliyorum. Ayaklarımı uzattığım, çarşaf ve kılıfları geçirilmemiş yorganın örtülü olduğu yataksa solumda kalıyor. Duvarda çalışmayan sarı bir saat. Masam dağınık. Yarı içilmiş kahve, mandalina ve muz kabuğu, bir kaç defter ve kitap, bir paket sigara ve de gitarımın penası..

Bu saçma yazımıda yine saçmalayalarak yazdım. Saçma olmadıysa kusura bakmayın artık. Başka zaman umarım... Ayrıca o betimlemeyi bu yazıyı nasıl bir ortamda yazdığımı anlatmak için kaleme aldım. Hadi kalın sağlıcakla...

19 Ekim 2013 Cumartesi

Edebiyatçı olamayan adam..


Unutulanlar aslında hiç yaşanmamış ya da yaşananlar hiç unutulmamış gibi gelsede bazen; gönül unutmaya yeltenmiyor ve vazgeçmiyorsa her an,

Eskisi gibi olmayanı eskileştirmeye çalışıyor ve her çırpınışta batan güneşle birlikte batıyorsa hayallerin,

Gerçekte olan kurduğun dünyaya ağır geliyor,  senden başka herkes bu yükü taşıyabiliyor, sen altından kalkamıyorsan,

Doğru yolda olduğuna inanıp her gün bunun için çabalıyorsan ve aklından geçenleri faşist insanlara rağmen gerçekleştirmek için çabalıyorsan,

Gibi birşeyler yazayım dedim devamı gelmedi. :) Aslında bilenler vardır; Can Yücel'in "Eğer" adlı şiirinden esinlendim. Bir Can Yücel olamam belki ama denemekte güzeldi. Eh napalım artık başka denemelerimin sonu gelir umarım.

Bazen kendi kendime düşünürken; -hani olur ya- ileride ünlü bir şair, yazar ya da edebiyatçı falan olursam, bunlarla da tanınıcam. En çok korktuğum şey ise arkamdan "Bu yazamıyordu beyaa sonradan adam oldu" gibi şeyler söylenmesi olurdu. Gerçi ben nerde yazar falan olacağım? Üstüne üstlük sayısal okurken :D. Neyse yine kafanızı şişirdim. Görüşürüz dostlarım..

10 Ekim 2013 Perşembe

Bir Hayalperestin Macerası..

   
Düşünen Adam
     Evimden binlerce kilometre uzakta, yoklukla varlık arasında bir yerdeyim. Orası olmamam gereken bir yer aslında. Bu yüzden orda olduğumunda farkındayım. Çünkü karşıydım hep sisteme ve halada karşıyım. Farklı mıyım? Sen neysen oyum işte. Uzaklardan bir kadın çığılığı geliyor. Merak ediyorum ama yavaş yürüyorum nedense. Belkide karşılaşacaklarımdan korkuyorum. Yaz aylarının bitişine yakın hafif rüzgarlı bir hava var. Biraz gün ışığı, ılık rüzgar ve koşuşturan insanlar. Rutin hayatlar yani. Yaklaştıkça artan heyecanım küçük bir çocuğun sevinci gibi. "Neden?" diye sorsalar cevap veremem belki ama mesele bu değil tabiki. Tam olarak bilmediğim birşey bu. Anlam veremediğim, anlayamadığım.. Ses uzaklaşıyor ben yaklaştıkça. Belki oda korkuyordur. Olamaz mı? Ben ondan, "O" benden korkuyordur. Ya da ben öyle zannediyorumdur. Uzakşalan çığlıkla hızlanıyor adımlarım. Daha fazla istiyorum onu görmek. Bir anda kesilen sesle birlikte yıkılıyor hayallerim. Bitiyor sevincim. Ve tükeniyor nefesim. Soluk soluğa uyanıyorum..