Sıkıldı; anlamadığı bir dili konuşuyor insan evladı. Herkes, neyi doğru buluyorsa kendince, onu konuşuyor önce. Kimse yeterince açık değil. Hiç kimse ne hissettiyse söylemiyor diğerine!
Seçeneklerim var mesela. Ya bütün öfkemle, şiddetle bişeyleri kırıp dökmem gerekiyor (buna kalpte dahil) ya da sakinliğimi koruyup kendi içimde kalmak (buna bende dahil). Sorun şu; acıtıyor be üstat. Ne bileyim ben... yani şey... Sanki çok hüzünlü. Birinci yolu yani öfke ve şiddeti seçsem haklıykende haksız olucam. Ama "O" öyle bir hiddetle geliyor ki üstüme..
Bir dakika önce yine bir seçim yaptım. Hakaret etmedim. Bana mı ne oldu? Hiç, aynı işte.. Acı var hafiften; sadece içine bişey atmanın verdiği patlayacak gibi olma duygusu. Buraya olan biteni yazmak rahatlatıyor biraz. İmla ve noktalara fazla dikkat etmemiş olabilirim. Olsun sinirliyim ya biraz; ondan.
Hiç aynı olmadı. Yani "O" nun yaptığı birşey ile benim yaptığım birşey. Neyse ben burdayım. Ben burdayım ve yanlış birşey yapmadım. Bana gelme dedi. Bende gitmedim. Bana gelme demesine rağmen başka bir erkek arkadaşımla dışarı çıktım diye... puff.. Bu nasıl birşey üstat. Boşver sende kafanı şişirdim.
Şimdi bu yazıya ne gülünür ne ağlanır ne de adam gibi bir başlık bulunur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder