25 Eylül 2013 Çarşamba
Kimsin Sen?
Ağır adımlarla yürüyordum yolda. Yol dediysem de iki adımda bir çukurlara denk gelmessen iyi. Hafiften soğuk vardı. Yaz aylarının bitişine yakın kış başlamadan bir-iki hafta önce; sonbahar yaşanmıyormuş gibi. Çaresiz yürüdüm yol boyu. Bazen sıkılıp gökyüzüne bakıyordum. Bazıları orda aşkı arar; bazılarıda hüzün. Benimki çok farklıydı. Ben sadece gökyüzü olduğu, aşık olduğum veya hüzünlendiğim için değil. Ben orda kendimi bulduğum için bakıyordum oraya. Özgürlük gibi geldiği için bakıyordum. Kimsenin hayal edemediğini hayal ettiğim veya öyle zannettiğim için bakıyordum. Gökyüzü benden bir şey istiyordu. İlk defa ondan bişey beklemediğim için O da farklı bakıyordu bana. Bir süre bakıştıktan sonra, bir yandan birine veya bir şeye çarpmamak için bir yandan da gerçek ve sıkıcı hayata dönmek için gözlerimi kaçırdım.
Sevgili dostlar siz benim kim olduğumu boşverin ve söyleyin bana asıl siz kimsiniz? Başkalarına bu soruyu sormadan önce kendiniz cevaplayın bu soruyu. Ben kimim? Asıl mesele bu işte. Kimiz ki biz. Bir astronot mu? Yok sa bir muhasebecimi. Ya da bir bilim adamı. Ne önemi var ki bunların. Hayat bu hayat. Yaşamak lazım. Edebi üslubu bi kenera postalıyor ve gerçek yüzümü sizlere gösteriyorum. Çok sıkıldım ve yazmak geldi içimden. Yazdım belki de hayatınızdan 5 dakika çaldım. Bunun için üzgünüm. Ama dediğim gibi sevgili dostlar biz hep dost kalacağız. Başka bir saçma yazımda görüşmek üzere.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder