27 Eylül 2013 Cuma
"Gerçekten inanmıyor musun?" diyorlar..
Evet dersem bu benim kötü biri olduğumu mu gösterir? Ya da hayır dersem çok mu iyi biri olurum? Tabii siz benim neden bahsettiğimi bilmiyorsunuz. Durun; izin verinde size açıklayayım. İnançlı olmaktan, dinden ve kendimden bir şeyler anlatmak amacıyla biraz zamanınızı alıcam sadece.
Şunu da belirtmek istiyorum; lütfen önyargılarınızdan kurtulun ve beni öyle dinleyin ya da önyargılı olun ama en azından dinleyin. Neden bahsettiğime, ne anlattığıma kulak verin ve benim fikrim hakkında fikir sahibi olun. "Ulan bu adam da bunu düşünüyormuş" diyebilin. Yeterince ukala olduğuma göre konumuza geri dönüyorum. Öncelikle bir durum değerlendirmesi yapalım. Dünya'da yüzlerce din var. Bir sürü farklı inanç çeşidi var. Fareye tapandan tutunda ineğe yalvaranına kadar.. Şimdi adam -adamdan kastım dindar bir müslüman(bu örneği verdim çünkü bende müslüman bir aileden geliyorum ve çevremde en sık karşılaştığım din bu)- diyor ki; "böyle saçma şey mi olur?". Bunu diyen adam birincisi dinini kendi seçmedi. Türkiye'de müslüman bir ailenin yanında doğduğu için islamiyete inanan bir birey olarak yetişti. İkincisi bu adam bu sözleri söylerken o saçma dediği dine inanan kişide onun inandığı şeye saçma diyor. Çünkü kimse kabul etmez. Ona inanmış bir kere. Düşünsenize siz daha konuşmaya ve birşeyleri algılamaya yeni başlamışsınız ve etrafınızda hep "allah taş eder", "allahım sen bizi koru" gibi cümleler kuruluyor. Yav psikoloji denen bir şey var. Lütfen biraz mantıklı olalım. Ve hep söylendiği gibi sen 17-18 yaşlarına geldiğinde fikirlerin, yapın, karakterin yeni oluşuyor. Sen 18 yıl boyunca allah allah diye büyütülürsen tabiki ona inanırsın.
Yani sana islamiyet haricinde bütün dinler ve inanç türleri saçma geliyor ve sen islamiyet hariç bütün dinleri reddediyorsan; ben sadece senden bir tane din daha fazla reddetmiş oluyorum. Şimdi hemen bana basma kalıp olarak ateist bu diye damgayı vuracaksınız. Başından da söylediğim gibi ya kurtulun şu önyarıgılarınızdan ya da dinleyin önce. Birde kendimden bahsedeyim o zaman. Ben ateist falan değilim. Benim inancım biraz agnostizme kaçıyor. Ya da daha doğrusu zayıf agnostizme. Ben nasıl düşündüğümü anlatayım siz adını ne koyarsanız koyun; başlıyorum..
Bana göre dinler koskoca bir yalan ama bir tanrı olabilir de olmayabilir de. Ben kuşkucuyumdur, şüpheliyimdir. Herşeye körü körüne inanamam yapımda yok çünkü. Ha diyeceksiniz ki "lan tanrı yoksa evden nasıl oldu?". Cevabı çok basit; bilmiyorum. Zaten bu yüzden olabilir de olmayabilir de diyorum. Sen de bilmiyorsun. Bana sakın kuranda yazıyor saçmalığıyla gelmeyin. Abi kuranda yazıyor diyorsunda biz burda tanrının varlığı-yokluğunu tartışıyoruz sen tanrının gönderdiği şeyi kanıt gösteriyorsun. Bu ne kadar mantıklı? Biraz geniş düşünün.
Kısa bir zamanınızı alıcam demiştim biraz uzun oldu. Zamanınızı boşa harcadıysam üzgünüm; Ama size en ufakta olsa faydam dokunduysa çok mutlu olurum. Bir de son olarak şunu söylemek istiyorum; çoğu yerde karşımıza çıkıyor, sizinde çıkıyordur büyük olasılıkla. Adam makale yazmış anlatmış derdiğini aşağıdan küfürler yağıyor. Bu düpedüz seviyesizliktir. Bu cahilliktir abi. Sende anlat, harbiden yaz uzun uzun anlat anlatmak istediğini. Karşılıklı saygı çerçevesinde bir tartışma ortamı yaratalım burda. Bakın dediğim gibi "saygı" beni sevmek zorunda değilsiniz. Benden nefrette edebilirsiniz ama saygı duymak zorundasınız. Dinlediğiniz için sağolun. Hepinize bol bol mutluluk dilerim..
25 Eylül 2013 Çarşamba
Kimsin Sen?
Ağır adımlarla yürüyordum yolda. Yol dediysem de iki adımda bir çukurlara denk gelmessen iyi. Hafiften soğuk vardı. Yaz aylarının bitişine yakın kış başlamadan bir-iki hafta önce; sonbahar yaşanmıyormuş gibi. Çaresiz yürüdüm yol boyu. Bazen sıkılıp gökyüzüne bakıyordum. Bazıları orda aşkı arar; bazılarıda hüzün. Benimki çok farklıydı. Ben sadece gökyüzü olduğu, aşık olduğum veya hüzünlendiğim için değil. Ben orda kendimi bulduğum için bakıyordum oraya. Özgürlük gibi geldiği için bakıyordum. Kimsenin hayal edemediğini hayal ettiğim veya öyle zannettiğim için bakıyordum. Gökyüzü benden bir şey istiyordu. İlk defa ondan bişey beklemediğim için O da farklı bakıyordu bana. Bir süre bakıştıktan sonra, bir yandan birine veya bir şeye çarpmamak için bir yandan da gerçek ve sıkıcı hayata dönmek için gözlerimi kaçırdım.
Sevgili dostlar siz benim kim olduğumu boşverin ve söyleyin bana asıl siz kimsiniz? Başkalarına bu soruyu sormadan önce kendiniz cevaplayın bu soruyu. Ben kimim? Asıl mesele bu işte. Kimiz ki biz. Bir astronot mu? Yok sa bir muhasebecimi. Ya da bir bilim adamı. Ne önemi var ki bunların. Hayat bu hayat. Yaşamak lazım. Edebi üslubu bi kenera postalıyor ve gerçek yüzümü sizlere gösteriyorum. Çok sıkıldım ve yazmak geldi içimden. Yazdım belki de hayatınızdan 5 dakika çaldım. Bunun için üzgünüm. Ama dediğim gibi sevgili dostlar biz hep dost kalacağız. Başka bir saçma yazımda görüşmek üzere.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

