Kafayı yemek üzereyim. Deli olmak nasıl bir şey? İnsan bunu
hissedebilir mi? “Ben deliriyorum” diyebilir misin? Ben diyebiliyorum. Ya da en
azından delirdiğimi varsayıyorum. Aslında deli olduğunu ya da delirmeye
başladığını düşünmekte bir çeşit delilik. Peki buna kim karar veriyor? Genel
çoğunluğun kurmuş olduğu –düzende denemez ya hani- yapıya uymuyorsan delisin
sende. Eğer farklıysan deli olduğunu kabul ediyorlar. Onlara göre durman
gerekiyor ama sen koşmaya devam ediyorsan, yahut sana koşman gerektiği söylendiğinde
herkes koşuyor ama sen duruyorsan sende delisin. Onlar öyle söylüyor. Belki
durmam gerektiğini düşünmüyorum. Bu beni onlardan farklı kılıyor diyemem.
Herkes farklı doğar. İnsanlar birbirini aynılaştırır. Bize öğretilen neyse onu
öğretiriz. İnsanların karakterleri ya da kişilikleri olduğu söylenir. Tam bir
saçmalık. Evet, belki bize öğretilen yığınla gereksiz bilgiyle bizi
şekillendirmeleri onlara göre karakter ya da kişilik meselesi haline gelmiş
olabilir. Burda önemli olan nokta gerçekten O kişi olup olmadığımızdır. Bizi
yönetmelerine izin veriyoruz. Belki elimizde olmadan. Ailemizle başlayan
şekillenme işi etrafımızda bulunan her varlıkla birlikte değişiyor. Ve bunu
seçme şansınız yok. Evet, ne kadar acı değil mi? Kontrolün sizde olmadığını duymak
kadar acı bir şey yoktur. Sanki hep elinizdeymiş gibi hissettirirler. Sizin
hayatınız sizin hayatınızmış gibi gösterilir. Oldukça basit ama aslında çok az
kişinin az da olsa şekillendikten sonra bu basit döngüyü farkedip kendini bu
zincirden kurtarma çabası. Yazık.
Bu konuyu konuşmak hayatın amacı ne sorunsalını aklıma
getirir. “Ne lan bu hayatın amacı?” diye değilde; size can sıkıntısı gibi
öğretilen, en basit haliyle “Ne yapsam?” sorusunun asıl karşılığı olan “benim
hayattaki amacım ne?” sorusudur. Gerçekten niye burdayız? Ne işimiz var burda?
Ne yapıyoruz ki? Ne için çabalıyoruz? Kimileri bunun sadece geçici bir hayat
olduğunu söyler. Bazıları buna inanmaz. Ve evet o bazıları çoğu zaman intihara
meyillidir. Çoğu zamanda intihar ederler zaten. Peki ya ben? Neden intihar
etmediğimi mi öğrenmek istiyorsunuz? Henüz etmedim. Çünkü bu boktan dünyada
hala biraz olsun amaç arayışı içindeyim. Her ne kadar bu amacı hala bulamamış
olsam da; bilmiyorum. Tek diyebileceğim henüz intihar etmediğim. Korku mu? Yo,
bu öyle basit bir şey değil. Evet, bu hayatta korkularım olmadı değil. En başta
karanlıktan korkmadık mı hepimiz. Yatağımın altında, gece beni yemek için
pusuya yatmış canavarı hatırlamıyorum mu sanıyorsun. Yanılıyorsun. Hayır, hayır, hayır… Ben
değilim O. Kim korkuyor biliyor musun? Sen korkuyorsun dostum. Bu hayatta
başarılı olamamaktan korkuyorsun. Ne yapacağını bilemediğin zamanlar ne
yapacağını bilemediğin için korkuyorsun. Siktiğimin başarısı!
-Hayatta başarılı olmalısın.
Hayatımda duyduğum en sikik cümle bu.
-Neden, neden başarılı olmalıyım?
-Çünkü ilerde evleneceksin, ev geçindirmen gerekecek vs. vs.
vs.
-Yeter!
Bana ne yapmam gerektiğini söyleyen insanlardan bıktım
usandım artık. Sakın beni yargılama! Depresyondasın diyen psikologlardan biri
mi olmak istiyorsun? En başta konuştuk bunları. Kime göre? Neye göre? Belki
hepiniz depresyondasınız ama ben asırlık uykusundan uyanan, deliliğin eşiğinden
dönen kişiyim. Bunu kim bilebilir? Sen bilebilir misin? Bu yüzden dostum. Sakın
beni yargılama.